SİTE İÇİ ARAMA

HARİTADA ARAMA

İSTANBUL ERMENİ VAKIFLARININ
EL KONAN MÜLKLERİ

2012 Beyannamesi - İstanbul Ermeni Vakıflarının El Konan Mülkleri
Gümülcine'de ortaokul ve lise düzeyinde eğitim veren tek Müslüman azınlık eğitim kurumu olan Celal Bayar Ortaokulu ve Lisesi'nde çocuklar (2005)

Narlıkapı Surp Hovhannes Ermeni Kilisesi (2010)

Andonyan Manastırı kütüphanesinin 1990'lardaki durumu

Tuzla Ermeni Çocuk Kampı - 'Morakur', kızların saçlarını örerdi

Surp Haç Tıbrevank Ermeni Lisesi'nde mezuniyet töreni

Kalfayan Yetimhanesi'nin 1943-1944 eğitim-öğretim yılı mezunları ve müdür Veronig Küdyan (1944)

Andonyan Manastırı'nda rahip adayları ve manastırın başrahibi
Halıcıoğlu Boncuk Sokak'taki Kalfayan Yetimhanesi ve Surp Asdvadzadzin Şapeli'nin yıkımdan hemen önceki hali (1972)
İskeçe Azınlık İlköğretim Okulu'nda öğrenciler beden eğitimi dersinde (Aralık 2011) 
Tuzla Ermeni Çocuk Kampı
Şişli Karagözyan Ermeni Yetimhanesi

Yedikule Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi

BEYOĞLU ÜÇ HORAN (YERRORTUTYUN) ERMENİ KİLİSESİ VAKFI

SURP YERRORTUTYUN ERMENİ KİLİSESİ

beyoglu_uc_horan_2009

Beyoğlu Üç Horan (Yerrortutyun) Ermeni Kilisesi'nin avlusu (2009)


Kilisenin 16. yüzyıldan itibaren var olduğu tahmin edilmektedir. Pars Tuğlacı, kilisede bulunan 1843 tarihli bir elyazmasında, 921 (1503) tarihli bir senetten bahsedildiğini yazar. Padişahın mührünün olduğu, 'Üç Horan' başlıklı bu belgede, arsanın satın alındığı ve kilisenin inşasına başlandığı belirtilmektedir. 1805'te, Hacı Krikor Amira Kevorkyan 6 bin metrekarelik bir arsa alır ve kilise, bu arsa üzerinde ahşap olarak yeniden inşa edilir. 31 Mayıs 1807'de ibadete açılan kilise, 1810'da çıkan bir yangında yanar. Kilise, yerine yenisini inşa etmek için izin alınamaması nedeniyle 1835 yılına kadar harap halde kalır. Ağustos 1835'te verilen fermanla kâgir olarak yeniden inşa ettirilen kilise, Patrik Isdepanos tarafından 18 Haziran 1838 tarihinde ibadete açılır. 14 Kasım 1889 tarihli tapusu mevcut olan kilise halen ibadete açıktır.85

TAKSİM SURP HARUTYUN ERMENİ KİLİSESİ

Beyoğlu'nda, Esayan Kız Lisesi'nin bahçesinde bulunan Surp Harutyun Kilisesi'nin 1738'de ahşap olarak inşa edildiği tahmin edilmektedir. 1846'da onarımdan geçirilen kilise, 19. yüzyılın sonlarında Hovhannes ve Mıgırdiç Esayan kardeşler tarafından kâgir olarak yeniden yaptırılır ve 1895'te Patrik Mateos İzmirliyan tarafından açılır. Halen ibadete açık olan kilisede, Esayan kardeşlerin vasiyeti doğrultusunda, düğün ve vaftiz törenleri düzenlenmekte ancak cenaze töreni yapılmamaktadır.86

PANGALTI SURP HAGOP ERMENİ MEZARLIĞI

surp_agop_mezarligi_asil

Pangaltı Surp Hagop Ermeni Mezarlığı'nın 1930 yılındaki görünümü. Mezarlık arazisinin üzerinde, günümüzde Hyatt Regency, Divan ve Hilton otelleri ile TRT İstanbul Radyosu binası bulunuyor


Pera semtine Ermenilerin yerleşmesi 16. yüzyılda başlamıştır. Galata Ermenileri, cenazelerini, semtte bulunan Surp Sarkis ve Surp Krikor Lusavoriç kiliselerinin çevresinde ya da sur içerisindeki açık arazide defnetmişlerdir. İstanbul'da 1560'ta çıkan büyük veba salgınının yayılmaması için şehir sınırları içinde defin yapılması yasaklanır; Ermenilere de, ölülerini defnetmeleri için, bugünkü Surp Agop Ermeni Katolik Hastanesi'nin karşısında bulunan arazi tahsis edilir (TK 818).87

Bu arazi, Kanuni Sultan Süleyman'ın aşçısı Vanlı Manuk Karaseferyan sayesinde Ermeni toplumunun mülkü haline gelmiştir. Anlatıya göre, Sultan Süleyman'ın Buda'yı işgal etmesi üzerine Almanlar onu zehirlemeyi planlar ve bu işi Manuk'tan isterler. Manuk bunu reddeder ve Sultan'a durumu anlatır. Sultan, komployu açığa çıkardığı için onu ödüllendirmek isteyince, Manuk, İstanbul Ermenilerine bir mezarlık tahsis edilmesini talep eder. Sultan da Pangaltı semtinde bulunan araziyi Ermeni toplumuna hediye eder. Hocaköylü Mikael adlı birine ait, 1551 tarihli mezar taşında yer alan bilgiler de, mezarlığın ya 1551'de ya da biraz öncesinde açıldığına işaret etmektedir. Tuğlacı'nın aktardığına göre, Patriklik arşivinde mezarlığa ait Haziran-Temmuz 1781 tarihli tapunun bir örneği bulunmaktadır.88

1853-1858 yılları arasında, çevresi duvarla çevrilen ve onarımdan geçirilen mezarlığın kapısına, 1856'da, Dr. Isdepan Paşa Aslanyan'ın yazdığı Ermenice bir kitabe asılır. Bu kitabe, şu an Galata'daki Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi'nin avlusundadır. 1865'te, İstanbul'da çıkan kolera salgınının yayılmasını engellemek amacıyla, yerleşim merkezlerine yakın mezarlıklara cenaze defnedilmesi yasaklanır; 23 Temmuz 1865 tarihinde de, Pangaltı Surp Hagop Ermeni Mezarlığı'nda cenaze defin işlemleri son bulur. Ermeniler bu tarihten sonra cenazelerini Şişli Ermeni Mezarlığı'nda defnetmeye başlarlar.89

1913_pangalt_____harbiye___sagda_Surp_Hagop_mezarl

Pangaltı Surp Hagop Ermeni Mezarlığı'nın önünde cenaze alayı (1913)


1872'de, Şehremaneti (Belediye), arazisini hemen yanındaki Harbiye Kışlası'na tahsis etmek için mezarlığa el koymak isteyince, Ermeni toplumu araziyi kurtarmak için çeşitli girişimlerde bulunur. 22 Aralık 1872'de, Trakya bölgesindeki Ermenilerin dini lideri Tatyos Episkopos başkanlığındaki ruhaniler Sultan Abdülaziz'e başvurarak, söz konusu mezarlığın padişah fermanı ile Ermeni toplumuna tahsis edildiğini bildirirler. Bunun üzerine, Abdülaziz yeni bir fermanla, mezarlığın Ermeni toplumuna ait olduğunu tasdik eder.90

1909'da, Belediye bu kez Pangaltı Caddesi'ni genişletmek amacıyla, mezarlığın yolun üst kısmında yer alan kısmını istimlak etmek ister, ve Ermeni toplumu buna itiraz eder. Belediye ile Ermeniler arasında yaşanan anlaşmazlık, hükümetin olaya müdahale etmesi ve Belediye'ye verilecek kısmın değerinin cemaate ödenmesine karar verilmesiyle çözülür. Ancak 11 Şubat 1909'da, İstanbul Belediye Meclisi, verilecek toprağın değeri yerine, sadece, duvar yapımı, kemiklerin ve mezar taşlarının taşınması gibi masrafları karşılamak üzere 15 bin altının bedel olarak cemaate ödenmesi yönünde bir karar alır. Karara gerekçe olarak "mezarlığın kamuya ait olduğu, kamusal araziye tapuyla sahip olmanın imkânsız olduğu" belirtilir.91

Cumhuriyet'in kurulması ile birlikte hükümetin mezarlıklara dair politikası da değişir. İstanbul Belediyesi, 1926'da, Beyoğlu'ndaki mezarlıklara defin işlemlerini yasaklar. Daha sonra çıkarılan mezarlıklar kanunuyla, bütün mezarlıkların denetimi cemaatlerden alınıp belediyelere verilir. 1926'daki yasaklama kararının ardından, Pangaltı Ermeni Mezarlığı'nı başka bir yere nakletmeye çalışan Belediye, 1931'de Tapu İdaresi'ne başvurarak, söz konusu mezarlığın arsasının 'Sultan Bayazıt Veli Vakfı'na ait olduğunu ve metruk durumda bulunduğunu iddia ederek, 1580 sayılı mezarlıklar kanununun 167. maddesi gereğince, bütün metruk mezarlıklar gibi kendisine devredilmesini talep eder.92

Bunun üzerine, Tapu Genel Müdürlüğü, Beyoğlu Üç Horan Ermeni Kilisesi'nden, mezarlığın tapu senedini ister. Cemaat Cismani Meclisi mezarlıkla ilgili belgeleri düzenleyip, Kevork Torkomyan ve Maksut Narlıyan'ı temsilci olarak Tapu Genel Müdürlüğü'ne gönderir. Torkomyan ve Narlıyan, mezarlığın Ermeni toplumunun mülkü olduğu ve metruk olmadığını, belgelerle ortaya koyarlar. Mezarlığa defin işleminin yapılmasının salgınlar dolayısıyla yasaklandığını; yasaktan sonraki birçok belgeden, bu mezarlığın cemaatin mülkü olduğunun anlaşıldığını ve bu nedenle söz konusu mezarlıklar kanununun kapsamına girmediğini söylerler. Belgelere rağmen, Tapu Genel Müdürlüğü, mezarlığın Belediye'ye tahsis edilmesini onaylar. Onayın ardından İstanbul Belediyesi mezarlığa el koyar ve mezarlığın akarları olan dükkân ve garajların gelirine haciz koyar. Bunun üzerine, Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob Naroyan ve Kevork Torkomyan, Patriklik adına, Belediye aleyhine dava açarlar.93

İstanbul 4. Hukuk Mahkemesi'nde, Belediye avukatlarının itirazları üzerine, Patrikliğin varlığı ve Patriğin cemaati temsil edip etmeyeceği konusunda tartışma çıkar. Ancak mahkeme, Belediye'nin avukatlarının itirazlarını reddeder. Bu kararda hukuki açıdan iki önemli karar alınır: "Türkiye'de hukuksal şahsiyetlere mahsus tüm haklara (taşınmaz satın alma, satma, idare ve kontrol etme) sahip bir Ermeni cemaati mevcuttur" ve "Mezarlık davasının davacısı Patrik Mesrob Naroyan, bu cemaatin hak sahibi önderidir." İstanbul Belediyesi'nin ardından, Beyoğlu'nun en merkezi yerinde bulunan 56 bin metrekarelik mezarlık arazisinin kendisine ait olduğunu iddia eden, Ayaz Paşa Vakfı gibi başka kuruluşlar da olur.94

Mahkeme, meselenin çözümü için Mezarlıklar Müdürü, Kadastro Müdürü, İstanbul Asar-ı Atika Müzeleri Müdürü (Aziz Ogan), bir tarihçi (Ahmet Refik Altınay) ve bir tapu memurundan oluşan bir 'uzman araştırmacılar heyeti' kurar. Bu heyet, 'bilimsel' bir şekilde, mezarlığın Ermenilere değil Sultan Beyazıt Vakfı'na ait olduğunu ortaya koyar. Bu raporun ardından mahkeme, Pangaltı Mezarlığı'nın mezarlık kanununa istinaden metruk mezarlık olduğuna ve Belediye'ye tahsisine karar verir. Patrikliğin yaptığı temyiz için başvurduğu Yargıtay, meseleyi derinlemesine araştırmadan, 4 Mart 1933'te şu kararı alır: "Mademki bu arazi kiliseye ait akar değil, Patriğin davacı olmaya hakkı yoktur. Tüzel kişiler kanununa göre, cemaat liderlerinin dini veya hayri kurumlara ait olan fakat akar olmayan topraklar üzerinde hiçbir hakkı yoktur." Patrikliğin bu karar üzerine Yargıtay'a yaptığı tashih-i karar başvurusu da kabul görmez. Bu arada, 3 Aralık 1933'te Sultanahmet Adliye Binası'nda çıkan yangında davaya ilişkin dosyalar yanar. Dosyaların birer kopyası Tapu Dairesi'nde ve Belediye'de mevcuttur ancak bunlar toparlanana kadar dava ertelenir. Sonuç olarak, 1 Mart 1931'de başlayan Pangaltı Mezarlığı davası 26 Kasım 1934'te tamamlanır. Mahkeme, tahsis kararına ek olarak, "Patrikhane'yi mahkeme masraflarını ve Belediye Vekili'nin 150 lira avukatlık masrafını ödemeye mahkûm eder" ve ihtiyati tedbir kararını kaldırır.95

Bu kararın ardından, Üç Horan Kilisesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Hovsep Celal, bu adaletsizliğe karşı bir dava açar ve mezarlık arazisi için ihtiyati tedbir konmasını ister. Mahkeme bunu, yalnızca üzerinde bina olan bölümler için, 10 bin lira kefalet karşılığında kabul eder. Karara göre, dava sona erene kadar bu binalar cemaatin mülkü olarak kalacaktır. Fakat Belediye davanın sonlanmasını beklemez ve "tapularını çıkarttırıp haritalarını hazırlattığı bu arsaları satmayı planlar." Dava sırasında, mahkeme mezarlık arazisinin üç yıl önceki değerinin tespiti için bir komisyon oluşturur. Arazinin değer kaybına karar verilmesi üzerine Belediye tazminat ve üç yıllık kira bedelinin ödenmesini ister. Komisyon'un üç yıllık değer kaybı için belirlediği 124 bin liraya, Belediye, satışın gecikmesinden doğan zararı da ekleyerek toplam 180 bin liralık tazminat talebinde bulunur. Vakit gazetesinin başyazarı Asım Us, bu tazminatın ödenmemesi için Patrikliğin araya Sabur Sami Bey'i soktuğunu ve karşılığında Patrikliğin elinde kalacak olan altı bin metrekarelik kısmın ona verildiğini söyler.96

pangaltiuydu3yaz__s__z

Surp Hagop Ermeni Mazarlığı'nın arazisinde bugün yer alan yapılar


Üç Horan Vakfı araziyi geri almak için tekrar dava açar ama bir sonuç alamaz. Mesele, dönemin içişleri bakanının verdiği emir doğrultusunda, İstanbul Valisi Muhittin Üstündağ ve Beyoğlu Üç Horan Vakfı Yönetim Kurulu'ndan Arşag (Adil) Surenyan arasında bir anlaşma metni imzalanmasıyla sonuçlanır. Buna göre, 850 bin metrekarelik arazi Belediye'ye geçer, Patrikhane'ye ise altı bin metrekare arazi ve 3200 liralık mahkeme masrafı kalır. Böylece, 1939'da mezarlık arazisi tamamen istimlak edilerek Ermeni toplumunun elinden alınır. Mezarlıkta bulunan Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi yıkılır; mezar sahiplerine, mezarları nakletmeleri için belirli bir süre tanınır. Arazi ranta açılır ve günümüzdeki halini alır. Burada, günümüzde, Divan, Hilton ve Hyatt Regency otelleri ile TRT İstanbul Radyosu binası yer almaktadır. Mezar taşlarının çoğu Eminönü Meydanı'nın onarımında ve Gezi Parkı'nın merdivenlerinin yapımında kullanılmış, mezarlığa dair en ufak bir iz bırakılmamıştır.97

SURP KRİKOR LUSAVORİÇ (KHOR VİRAB) ERMENİ KİLİSESİ

Pangaltı Ermeni Mezarlığı'na, Dr. Isdepan Paşa (Aslanyan), Dr. Parunag Bey (Feruhan) ve Dr. Serviçen'in (Serovpe Viçenyan) girişimleriyle inşa edilen ve Aziz Krikor Lusavoriç'e ithaf edilen ahşap kilise, mezarlığa defin işleminin yasaklanmasından beş gün sonra, 28 Temmuz 1865'te ibadete açılmıştır. Mezarlıkta 1879'da açılmış bir de şapel bulunmaktaydı. Kilise, 1909'da kapsamlı bir şekilde onarılır ancak mezarlığın istimlak edilmesinin ardından yıkılır (TK 830). 1930'da kilise bünyesinde kurulan Lusavoriç Korosu ise halen Taksim Surp Harutyun Kilisesi'nde faaliyetine devam etmektedir.98

ESAYAN ERMENİ ANAOKULU, İLKOKULU VE LİSESİ

esayan_2

Esayan Ermeni İlköğretim Okulu ve Lisesi (2012)


Mıgırdiç ve Hovhannes Esayan kardeşler tarafından 1895 yılında açılan ve ortaokul seviyesinde eğitim veren okula, 1935'te lise kısmı eklenmiştir. Halen ilköğretim okulu ve lise olarak hizmet vermektedir.99

BEZAZYAN OKULU

1908'de Maarif Vekâleti'nden alınan izinle, Boğos Bezazyan Efendi tarafından Bakırköy Sakızağacı Çıkmazı (Latin Kilisesi) Sokağı'nda kurulan Bezazyan Okulu, lise düzeyinde eğitim vermiştir. Semtte ikamet eden Ermenilerin okula büyük ilgi göstermesi üzerine, Bezazyan Efendi binalar kiralayıp, içinde yemekhane ve yatakhanenin de bulunduğu bir binalar kompleksi kurar ve burada yüksek nitelikli bir eğitim verilmesini sağlar. Okulun binası birkaç kez değiştirilir; önce Bakırköy'deki Taş Mektep'in yanındaki bina kullanılır, sonra Mazhar Paşa Konağı'na, 1914'te şimdi Maliye binası olarak kullanılan eski halkevine, 1925'te ise, daha önce İtalyan okulu olarak kullanılan binaya geçilir.100 1926'da orta ve lise bölümü açılır ve böylece, Bezazyan, Bakırköy'de lise derecesinde eğitim veren tek okul olur. 1928'de Fransız Papazlar Okulu'na, daha sonra Osmanbey Şair Nigâr Sokağı'ndaki Sait Halim Paşa Yalısı'na, 1946'da yalının satılmasının ardından Katolik Ermeni toplumuna ait bir binaya, 1952'de, Harbiye Çayır Sokak'taki bir binaya taşınır ve üç yıl boyunca 150 öğrenciye ücretsiz eğitim imkânı sunar. 1955'te Patrik Haçaduryan'ın onayıyla Üç Horan Kilisesi Vakfı Yönetim Kurulu'nun idaresine geçen okul, 1982-83 eğitim yılında eğitim faaliyetine son verir.101

NAREGYAN ERMENİ OKULU 

Naregyan Hayırseverler Birliği tarafından kurulan okul, 1 Mayıs 1848'de, Surp Harutyun Kilisesi'nin avlusundaki binada karma eğitim veren bir okul olarak hizmete açılmıştır. Kilise çevresinde yer alan dükkânları okula akar sağlamak için satın alan birlik, Osmanlı Devleti tarafından 1860'ta kabul edilen Ermeni Nizamnamesi gereğince, okulun idaresini Üç Horan Kilisesi Yönetim Kurulu'na devretmiştir.102

1867'de yıktırılıp yeniden inşa edilen okul binası 1870'te, büyük Beyoğlu yangınında tamamen yanar. Bunun üzerine okul o dönem halen ayakta olan Khor Virab Kilisesi'nin yanına taşınır; ardından da, 1877 yılında, Nerses Varjabedyan'ın öncülüğünde ve "Tıbrotsasirats adlı hayır kuruluşlarının topladığı bağışlarla", Surp Harutyun Ermeni Kilisesi'nin yanına inşa ettirilen binaya nakledilir. 1880 yılında, okulda, dört sınıfta toplam 81 kız ve 138 erkek öğrencinin eğitim gördüğü bilinmektedir.103

1890 yılında, Mıgırdiç ve Hovhannes Esayan kardeşler, yıkılma tehlikesi yaşayan Naregyan Okulu ve Surp Harutyun Ermeni Kilisesi binalarının onarımı için kilise yönetim kuruluna teklif götürürler. Teklifin kabul edilmesi üzerine yeniden inşa edilen okulun adı bağışçıların soyadıyla, 'Esayan' olarak değiştirilir. Ermeni toplumu içinde bu değişikliğe yönelik eleştiriler olması üzerine, okulun anasınıfı bölümüne 'Naregyan' adı verilerek sorun çözüme kavuşturulur. Naregyan Okulu, 7 Nisan 1913'te, Jak Papazyan'ın yaptığı yüksek miktardaki bağışla satın alınan, Esayan Okulu'nun yanındaki binaya geçer. Daha sonra anasınıfı Esayan İlkokulu'na devredilir ve Naregyan Okulu kapatılır. Okulun son binası, halen Üç Horan Kilisesi'nin 'Naregyan Salonu' olarak hizmet vermektedir.104 

LUSAVORİÇYAN ERMENİ OKULU

1895'te az sayıda öğrenciyle, Harbiye Ölçek Sokak'a bulunan küçük bir binada eğitim vermeye başlayan Lusavoriçyan Okulu, bir süre yalnızca anasınıfı olarak hizmet vermiştir. Okul için 1904'te satın alınan yeni binanın onarılmasının ardından, ilkokul 1., 2. ve 3. sınıf öğrencilerine de eğitim vermeye başlar. 14 Aralık 1946'da 4. ve 5. sınıfların da eklenmesiyle, okul tam teşekküllü ilkokul haline gelir. 1957'de, okula, Beyoğlu semtindeki muhtaç Ermeni çocukları da kabul edilmeye başlar. Bezazyan Okulu'nun Bakırköy'den Beyoğlu'na taşınmasıyla, Lusavoriçyan Okulu öğrenci kaybı yaşamaya başlar ve sayının çok azalması üzerine kapatılır.105

BEYOĞLU ÜÇ HORAN (YERRORTUTYUN) ERMENİ KİLİSESİ VAKFI'NIN MÜLKLERİ
grafik18
Yönetimlerinin yıllardır şeffaf olmayışı sebebiyle sahip olduğu mülklerin sayısı bilinmeyen vakfın, bu çalışma kapsamında tespit edebildiğimizden çok daha fazla mülkü olduğu tahmin edilmektedir. Vakfın tespit edilebilen taşınmazlarının sayısı 27'dir. Bunların 9 tanesi (%33) mülkiyet sorunlarıyla karşılaşmıştır. Hepsi de 1936 Beyannamesi'nde kayıtlı olan bu mülklerden vakfa iade edilen yoktur. Bilindiği kadarıyla, vakfın 1936'dan sonra edindiği herhangi bir mülk bulunmamaktadır.

Vakfın Beyoğlu ilçesindeki el konan mülklerinden İstiklal Caddesi üzerindeki bir ev (TK 1038) başka bir parsele dahil edilmiştir ve şimdi bu parselde Demirören Alışveriş Merkezi bulunmaktadır. Kilisenin çok yakınında, Balıkpazarı'nda bulunan bir dükkân (TK 370) ile Esayan Okulu'nun arkasındaki bir bina (TK 373) şu anda şahıs mülkiyetindedir. Balıkpazarı'nda yer alan bir başka dükkânın (TK 364) maliki ise kamudur. Vakıf, Havyar Han'da yer alan han odasını da (TK 260), 1958'de Karaköy Meydanı düzenlenirken hanın yıkılmasıyla kaybetmiştir.

Vakfın el konan diğer mülkleri Şişli ilçesindedir. Halen mezarlık olarak kullanılan Şişli Ermeni Mezarlığı (TK 196) Belediye'nin mülkiyetine geçirilmiştir (bkz. Harita 44). Vakfın uhdesindeki diğer mezarlık alanı olan Pangaltı Surp Hagop Ermeni Mezarlığı (TK 818) ise 1930'lu yıllarda parçalanarak birçok parsele bölünmüş, mezarlık arazisinin içinde bulunan Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi de (TK 830) yok edilmiştir. Vakfın, Eskişehir Mahallesi'ndeki bir arsası (TK 1037) Büyükşehir Belediyesi'nin mülkiyetindedir ve otopark olarak kullanılmaktadır.

85

Tuğlacı, İstanbul Ermeni Kiliseleri, s. 196-200; Mildanoğlu ve Pontioğlu, agy, s. 269.

86

Tuğlacı, agy, s. 135; Mildanoğlu ve Pontioğlu, agy, s. 269.

87

Armaveni Miroğlu, "Pangaltı Ermeni Mezarlığı (Surp Hagop Mezarlığı)", http://www.hyetert.com/yazi3.asp?Id=323&DilId=1 (Toplumsal Tarih 187, s. 34-39); Tuğlacı, agy, s. 217.

88

Miroğlu, agy; Tamar Nalcı ve Emre Can Dağlıoğlu, "Bir gasp hikâyesi", Agos, 26 Ağustos 2011, s. 10; Tuğlacı, agy, s. 217.

89

Miroğlu, agy; Nalcı ve Dağlıoğlu, agy, s. 10; Tuğlacı, agy, s. 218, 222.

90

Miroğlu, agy.

91

Miroğlu, agy.

92

Miroğlu, agy.

93

Miroğlu, agy.

94

Miroğlu, agy.

95

Miroğlu, agy; Nalcı ve Dağlıoğlu, agy, s. 11.

96

Sabur Sami Bey, daha sonra bu araziyi kızının üstüne tapuya tescil ettirir, Milli Reasürans İdaresi adına satışa çıkarır ve 60 bin lira bedelle satar. Asım Us'tan aktaran: Nalcı ve Dağlıoğlu, agy, s. 11.

97

Nalcı ve Dağlıoğlu, agy, s. 11.

98

Tuğlacı, agy, s. 87-88.

99

Büyükkarcı, agy, s. 37. Ayrıca bkz. http://www.esayan.com

100

Avedis Arzuman, "Bir vefasızlık örneği", Agos, 7 Şubat 1997, s. 1, 7.

101

Arzuman, agy; Büyükkarcı, agy, s. 32.

102

Avedis Arzuman, "Bir zamanlar okuldu: Bir 'Naregyan' vardı", Agos, 28 Ağustos 1998, s. 3.

103

agy.

104

agy.

105

Sevan Ataoğlu, "Bir zamanlar okuldu: Kapısında ağacı, bina hâlâ ayakta", Agos, 5 Eylül 1997, s. 3; Büyükkarcı, agy, s. 50.


VAKFA AİT MÜLKLERİN LİSTESİ

Vakfın hayratları ve mülkiyet sorunu yaşamış akarları: 14
21.06.2012