SİTE İÇİ ARAMA

HARİTADA ARAMA

İSTANBUL ERMENİ VAKIFLARININ
EL KONAN MÜLKLERİ

2012 Beyannamesi - İstanbul Ermeni Vakıflarının El Konan Mülkleri
Gümülcine'de ortaokul ve lise düzeyinde eğitim veren tek Müslüman azınlık eğitim kurumu olan Celal Bayar Ortaokulu ve Lisesi'nde çocuklar (2005)

Narlıkapı Surp Hovhannes Ermeni Kilisesi (2010)

Andonyan Manastırı kütüphanesinin 1990'lardaki durumu

Tuzla Ermeni Çocuk Kampı - 'Morakur', kızların saçlarını örerdi

Surp Haç Tıbrevank Ermeni Lisesi'nde mezuniyet töreni

Kalfayan Yetimhanesi'nin 1943-1944 eğitim-öğretim yılı mezunları ve müdür Veronig Küdyan (1944)

Andonyan Manastırı'nda rahip adayları ve manastırın başrahibi
Halıcıoğlu Boncuk Sokak'taki Kalfayan Yetimhanesi ve Surp Asdvadzadzin Şapeli'nin yıkımdan hemen önceki hali (1972)
İskeçe Azınlık İlköğretim Okulu'nda öğrenciler beden eğitimi dersinde (Aralık 2011) 
Tuzla Ermeni Çocuk Kampı
Şişli Karagözyan Ermeni Yetimhanesi

Yedikule Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi

İSTANBUL ERMENİ VAKIFLARININ EL KONAN MÜLKLERİ

İstanbul'daki Ermeni vakıflarının devlet uygulamaları nedeniyle yaşadığı mülkiyet sorunlarını ele alan bu çalışma, Hrant Dink Vakfı'nın, Mart 2011 ile Ekim 2012 arasında yürüttüğü bir araştırmanın ürünüdür. Bu çalışma, sorunu tarihsel ve hukuki yönleriyle ele alıp, İstanbul'daki Ermeni vakıflarının el konan taşınmazlarının kapsamlı bir envanterini çıkararak, istatistiksel analizler sunarak ve meselenin insani-sosyal boyutunu ortaya koyarak, onlarca yıldır yaşanan hak gaspının resmini çizmeyi amaçlıyor. Bu yolla, Türkiye toplumunun, sorunun sadece 'mal-mülk talebi' olmadığını, kültürel varlığın sürdürülebilirliği sorunu olduğunu anlamasını ve ülkede demokratik hakların tesisi yönünde katkı sunmayı hedefliyor.

Bu çalışmada, sorunu, tüm Türkiye'yi ve ülkedeki tüm azınlık toplumlarını kapsayacak şekilde incelemek mümkün olmadı. Bilindiği gibi, söz konusu sorun ne sadece İstanbul'la, ne de Ermenilerle sınırlıdır. Resmin tamamını görebilmek için tüm Türkiye coğrafyasını ve azınlık gruplarını kapsayacak çalışmalara ihtiyaç olduğu aşikârdır. Ancak, buradan çıkan sonuçların, Türkiye'deki azınlık toplumlarının hepsinin karşı karşıya kaldığı durumu büyük ölçüde yansıttığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Osmanlı döneminden günümüze kadar varlıklarını sürdüren cemaat vakıfları, gayrimüslim toplumların dini, kültürel ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamak için kurulan kilise, sinagog, okul ve hastanelerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için büyük önem taşır. Devletin maddi destek vermediği bu vakıfların hayratlarının yegâne geçim kaynağı, sahip oldukları mülklerin akarlarıdır. Yıllardır yaşanan sorunlar, kaybedilen veya kullanılamayan mülkler sebebiyle, vakıfların tamamına yakını, faaliyetlerini bütçe açığıyla sürdürüyor. Bu açıklar, azınlık topluluklarının kendi bünyeleri içinde toplamaya çalıştıkları bağışlarla kapatılıyor. Genel kanının aksine, azınlık vakıfları taşınmaz zengini değildir. Tasarrufunda hiçbir taşınmaz bulunmayan Ermeni vakıfları da vardır. Genellikle Ermeni nüfusu az ya da zaman içinde azalmış olan semtlerde bulunan bu vakıfların, ayakta kalabilmeleri için, diğer vakıflar tarafından desteklenmesi bir mecburiyet haline gelmiştir. Fakat unutulmamalı ki, bir vakfın diğer bir vakfa yardımda bulunması bile, ancak 2008'de yapılan yasal değişiklikten sonra mümkün olmuştur.

Ermeni toplumu, geçmişin acı deneyimleri ve bir kısmı halen devam eden ayrımcı politikaları nedeniyle, elinde kalanları da kaybetme korkusuyla, karşılaştığı sorunları dile getirmekten çekinir hale gelmiş ve gittikçe sessizleşmiştir. Kültürel ve sosyal varlığın devam edebilmesi için büyük önem taşıyan Ermeni vakıflarının yaşadıkları mülkiyet sorununun boyutunu ortaya koymanın, hem Türkiye Ermenilerini, birer vatandaş olarak sorunlarını tartışmaya ve hak talebinde bulunmaya teşvik edeceğine, hem de konuyla ilgili yeterince bilgi sahibi olmayan Türkiye kamuoyunda bu konuda bir duyarlılık oluşturacağına inanıyoruz.

Araştırmamızda başlangıç noktamız Hrant Dink'in, Agos'un, Avukat Diran Bakar'ın ve Ermeni vakıflarının arşivleri oldu. Bu arşivlerde yer alan binlerce belge dijital ortama aktarıldı. Tasnifleme çalışmaları halen devam ediyor. Başta, 2001 yılında İstanbul Ermeni Patrikliği bünyesinde kurulan Ortak Emlak Komisyonu'nun çalışmaları olmak üzere, önceki araştırmalardan, tarihi haritalar ve kitaplardan da yararlanarak, konu hakkında araştırma yapanların kullanabileceği, bir veritabanı hazırladık.

Hak talebinde bulunabilmenin öncelikli koşullarından biri, bilginin varlığıdır. Yaşanan sorun hakkında tam anlamıyla bilgi sahibi olmadan sağlıklı bir hak arayışı yürütülmesi mümkün değildir. Çalışmamız sırasında bilgiye erişimde türlü zorluklar ve engellerle karşılaştık. Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında cevap almaya çalıştığımız soruların bazıları, ilgili devlet kurumları tarafından kısmen cevaplandı; bazı konularda ise cevap alınamadı. Bu alanda çalışmak isteyenler için devlet arşivlerinin açık olduğunu söylemek henüz mümkün değil. Sırf bu engelleyici tutum bile, kamu kurumlarının meseleye hâlâ bir 'devlet güvenliği' perspektifiyle baktığını gösteriyor.

Diğer taraftan, yaşadıkları mülkiyet sorunlarını gündeme getirmek istediğimiz vakıf yönetimlerinin de sadece bir kısmı arşivlerini açtılar. İletişime geçtiğimiz bazı yöneticiler, mülkiyet sorunu yaşamış veya yaşamamış, hiçbir taşınmazla ilgili bilgi paylaşımında bulunmadı. Bu durum, şüphesiz, bilginin iktidar sağlayan bir unsura dönüşmesi ve yöneticilerin, görevlerinin gereğini unutarak, topluma hesap verme sorumluluğundan kaçmalarıyla yakından ilgilidir.

Son yüzyılda, birbirini takip eden vakıf yönetimleri arasında sağlıklı bir bilgi akışı olmaması da zaman içinde bilginin kaybolmasıyla sonuçlanmıştır. En sık karşılaşılan durumlardan biri, geçmiş yıllarda el konan vakıf taşınmazlarına ait en basit adres bilgilerinin dahi mevcut vakıf yönetimlerinde bulunmamasıdır. El konan taşınmazların hukuki yollarla geri alınamayacağına dair güçlü kanı, söz konusu taşınmazlara ait bilgilerin aktarılmasını vakıf yöneticilerinin gözünde gereksiz kılmıştır. Vakıf yönetimleri arasında bilgi akışını engelleyen bir diğer etken ise, rakip bir yönetim kurulunun seçimle göreve gelmesi sonucu, önceki yönetimin elindeki bilgileri yeni yönetimle paylaşmamasıdır. Arşivlemeye gereken önemin verilmemesi, belgelerin kopyalanmadan üçüncü kişilere verilmesi ve arşivlerin bir kısmının yanması da, taşınmazlara ilişkin bilgilerin kaybolmasına neden olmuştur. Her şeye rağmen, çeşitli kaynaklardan elde ettiğimiz verileri bir araya getiren bu çalışma, İstanbul'daki Ermeni vakıflarının mülkiyet durumu hakkında, mevcut koşullar altında olabilecek en ayrıntılı bilançoyu çıkartmaktadır. Burada ortaya konan tablonun, sözünü ettiğimiz bilgi akışına ve Türkiye toplumunun şeffaflaşmasına katkıda bulunacağını umuyoruz.

'Hukuki ve Tarihsel Süreç' ve 'Batı Trakya'daki Azınlık Vakıfları' bölümünde, azınlık vakıflarının gayrimüslimlerin yaşantısındaki yerini, tarihçelerini, tüzel kişilik tartışmalarının yanı sıra, devletin siyasi gelişmelere paralel olarak attığı çeşitli adımları, örnek yargı kararları ve uygulamalarıyla ortaya koymaya çalıştık. Ayrıca, Avrupa Birliği'ne giriş sürecinde son dönemde yapılan iyileştirmeleri ve mevcut eksiklikleri tartıştık.

Pek çok mahkeme kararının gerekçesinde de görüldüğü gibi, Türkiye'de vakıf mülklerine yönelik ayrımcı politikalar çoğu zaman Yunanistan'daki Müslümanların durumu ve mütekabiliyet ilkesi öne sürülerek meşrulaştırılmaya çalışılmıştır. Çalışmamız kapsamında, Batı Trakya'daki Müslüman vakıfları ve sivil toplum örgütlerinin temsilcilerini ziyaret ettik; bu görüşmeler sonucunda elde ettiğimiz bilgilere de ayrı bir başlık altında yer verdik. Bu bölüm, Türkiye'deki Müslüman olmayan azınlıklar gibi, Yunanistan'daki Müslüman azınlıkların da vatandaşı oldukları ülkede iç güvenlik açısından potansiyel tehdit oluşturan 'yabancılar' olarak algılandıklarını açıkça ortaya koymaktadır. Batı Trakya'daki Müslüman vakıflarının yaşadıkları sorunlarla ilgili bilgi edinmek, hem ülkemizdeki azınlık vakıflarının sorunlarını daha iyi anlamayı sağlayacaktır, hem de benzer mağduriyetler yaşayan ancak milliyetçi ideolojiler elinde birbirlerine karşı koz olarak kullanılan, Türkiye'deki ve Batı Trakya'daki azınlıkların, sürdürdükleri insan hakları mücadelesinde ortaklaşmalarının ve dayanışmalarının kapılarını açacaktır.

'El Koyma Hikâyeleri' bölümünde, yaşanmış beş el koyma olayını derinlemesine inceledik. Bunlar, Boğaziçi Köprüsü'nün yapım aşamasında Halıcıoğlu Mahallesi'nden Kalfayan kurumlarının tümüyle yok oluşu; kendi satın aldıkları mülkte bir dönem kiracı olarak eğitime devam eden Bomonti Mıhitaryan İlkokulu'nun hikâyesi; Ermeni toplumunda nadir rastlanan hukuk mücadelelerine bir örnek olarak İstiklal Caddesi'ndeki bir binanın geri alınma süreci; mazbutaya alınarak tasarrufu tamamıyla Vakıflar Genel Müdürlüğü ne geçmiş olan Kasımpaşa Surp Hagop Kilisesi Vakfı ve Ortaköy'de kaderine terk edilmiş tarihi Andonyan Manastırı'nın hikâyesidir. Türkiye kamuoyunda, Ermeni vakıflarının mülkiyet sorunu dendiğinde akla ilk gelen örnek olan Tuzla Çocuk Kampı'na el konmasının hikâyesine de bu bölümde yer verdik.

'Vakıf Listesi' bölümünde ise, İstanbul'daki, Apostolik, Katolik ve Protestan Ermeni toplumlarına ait toplam 53 vakfın ve 1 mazbut vakfın kısa tarihçeleri ve tespit edebildiğimiz el konan mülkleri hakkında detaylı bilgi ve istatistikler yer alıyor. Bu bölümde, vakıfların hayrat ve akarları da, ilçe ve kimi zaman da semtler bazında hazırlanan haritalar üzerinde gösterildi.

İstanbul'daki Ermeni vakıflarının yaşadığı mülkiyet sorununa ilişkin, mevcut en kapsamlı çalışma ve envanteri içermekle birlikte, konuyla ilgili son noktayı koyduğunu söylemek mümkün değildir. Arşivler gün ışığına çıkıp bilgiler paylaşıldıkça tablo netleşecektir. Ayrıca, burada bahsi geçen taşınmazlardan pek çoğunun iadesi için vakıfların açtığı davalar devam etmekte, dolayısıyla bahsi geçen taşınmazların mülkiyet durumları sürekli olarak değişmektedir. Çalışmamızı yürüttüğümüz döneme denk gelen Ağustos 2011 de yürürlüğe giren 651 sayılı kanun hükmünde kararname kapsamında, azınlık vakıfları, el konan taşınmazlarının iadesi için başvurularda bulunmuştur. Bu sitede, İstanbul'daki Ermeni vakıflarının mülkiyet sorunu yaşamış tüm mülkleri bir harita üzerinde, hikâyeleri ve haklarındaki somut bilgilerle birlikte sunulacaktır. Azınlık vakıflarının mülkiyet sorunları tamamen çözülmediği, vakıfların hukuk mücadelesi devam ettiği ve gayrimüslimlere karşı olan zihniyet değişmediği sürece, konuyla ilgili son noktayı koymak mümkün olmayacaktır. Dolayısıyla, bu çalışma, bu yolda atılan adımlardan biri olarak değerlendirilebilir.

Devlet, azınlık vakıflarının mülkiyet sorunlarının çözümüne yönelik olarak, son dönemlerde yetersiz de olsa bazı adımlar atmış, bunun sonucunda el konan taşınmazların bir kısmı vakıflara iade edilmiştir ve bazılarının da kısa vadede iade edilmesi beklenmektedir. Bu süreçte, Ermeni toplumunu da yeni sorumluluklar bekliyor.

Taşınmazların yöneticiler tarafından korunması ve doğru değerlendirilmesi; vakıflar arasında koordinasyon sağlanması ve tüm vakıfların, dolayısıyla tüm Ermeni toplumunun dini, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarının karşılanması; vakıfların bulundukları semtlerde tüm semt sakinlerinin yararının gözetilerek sosyal projeler geliştirilmesi; yönetimleri kontrol edecek demokratik ve bağımsız denetim mekanizmalarının kurulması; vakıfların birer sivil toplum kuruluşu anlayışıyla şeffaf, hesap verebilir kurumlar olarak çalışması, söz konusu kurumların 'vakıf amacına uygun bir şekilde işlemesi anlamına gelecek, böylece Türkiye de Ermeni kültürünün ve yaşantısının devamlılığı sağlam bir güvenceye kavuşacaktır.

Son olarak, mesele sadece mülklerin iadesi meselesi değil, tarihimizin bu boyutunun anlaşılması ve bundan sonraki nesillere aktarılması meselesidir. Bu ülkenin kadim halklarını ötekileştiren, onları halen eşit vatandaş olarak görmeyen zihniyetle yüzleşmedikçe, Türkiye'nin demokratikleşme çabaları güdük kalacaktır. Bu çalışmanın, bu yüzleşme ve dönüşüme katkı sunması dileğiyle...

DUYURULAR

23 MART
2014

VGM'nin hukuksuzluğu istifa getirdi

Agos

Azınlık vakıflarının seçim yönetmeliğinin 15 aydan bu yan...

23 MART
2014

Sanasaryan'da bilirkişiden olumlu rapor

Agos

Türkiye Ermeni toplumunun gasp edilen en önemli mülkler...

23 MART
2014

Kartal mezarlığında hak arayışı

MARAL DİNK

Agos Gazetesi

Kartal Surp Nışan Kilisesi'ne a...

28 OCAK
2014

Ateşyan ve Süme'ye büyük tepki

VARTAN ESTUKYAN
Agos Gazetesi


Vakıflar Arası Dayanışma Platformu'nun (VADİP) Oc...

25 EKİM
2013

Yönetmeliğin gecikmesi tepki çekiyor

EMRE ERTANİ
Agos Gazetesi


Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün (VGM), mevcut ...

08 EKİM
2013

Mülksüzleştirilenlerden misiniz?

MİSAL ADNAN YILDIZ 

Taraf Gazetesi

Mülksüzleştirme, bizl...

25 TEM
2013

Çok affedersiniz yanlış hesap

UYGAR GÜLTEKİN

Agos Gazetesi

* Başbakan Erdoğan, AK Parti ...

FACEBOOK'TA BİZ

TWITTER'DA BİZ